03.09.2014
İstanbul Barajlarının Doluluk Oeanları Cizelgesi -  

İstanbul Barajlarının...

Hepsini Oku »
03.05.2013
Avrupa Adalet İnsan Hakları nekada uzak bir kelime -  
Hepsini Oku »
03.04.2013
Su gibi aziz ol! -  

Hepsini Oku »
12.12.2012
Deriner Barajı ve HES -

Deriner Barajı ve HES

Hepsini Oku »
29.01.2012
Dünynın ilk 500 firması Fortunenin verileri - Dünyanın en büyü...
Hepsini Oku »
26.01.2012
Dünyayı inşa eden 225 en büyük firma arasında 2011 yılında 31 Türk firması da yer aldı. -  
Hepsini Oku »
28.12.2011
MÜSİAD'dan Fransız firmalara boykot -          
Hepsini Oku »
01.09.2011
Tarihimiz Osmanlı dan sonra unutulan Şehitlerimiz - Hepsini Oku »
01.05.2011
Acentamız olarak Herkese iş imkanı sağlıyoruz - Hepsini Oku »
19.10.2008
Suyun hayatımızdaki önemi - Hepsini Oku »
21.08.2008
Su , insan hayatı için nefesten sonra gelen en önemli öğedir. -
Hepsini Oku »
Ürünler
Ambalaj Matbaa
Ters Osmos Ro Arıtma
Ev Su Arıtma Cihazı
Endüstriyel Arıtma
Endustriyel Su Arıtma
Avrupa Adalet İnsan Hakları nekada uzak bir kelime


03.05.2013 19:18:12

   

      Avrupa, ingiltere Abd batıl batı dünyada medeniyetten söz edecek en son topluluklardır

         İnsanlar halen bu toplulukların asilliğnden medeniyetinden bahseder dunyada tek asil devleti Osmanlı oldugu her'an karşımıza çıkmaktadır tarihi gerçek manada inceleyenlerin bu gerçeği örtmesi mümkün mü neymiş osmanlı ebdülüse sahip çıkmamış işte bu mantıkta batının yalanı ispatı okuyunuz lütfen

 

Büyük Bir Medeniyetin Acı Sonu         Sabahaddin Altunhilal / Makale    

“Felaket çöktü amansız, muztarib Endülüs ‘e
Yıkıldı Sehlan, Uhud yandı garib Endülüs ‘e.”

Devletler ve milletler yıkılır; geriye onların ilim ve san’at eserleri, onların yaşayışlarını, nizam ve münasebetlerini anlatan tarihleri kalır.

“Yazık ki, medeniyet alemine ilk numune olan (Endülüs gibi) böyle bir milleti hanifeden bize vasıl olan eserler, yalnız şurada burada baykuş ve karga yuvası olmuş harap binaların duvarları ile biraz perişan evraktan ibarettir.” (1)

Endülüs katili, zalim Avrupa.
Büyük ve şanlı bir medeniyeti insanlarıyla birlikte cahilce ve nankörce toptan imha etmiştir.

Halbuki Avrupa, Endülüs’e çok şey borçluydu. İlmi ve san’atı orada tanımıştı. Tıp, Kimya, Astronomi, Biyoloji, Coğrafya vb. ilimleri Kurtuba ve Gırnata medreselerinde tahsil eden binlerce Avrupalı talebe, bu ilimleri kendi ülkelerine aktarmışlardı. O meşhur Rönesansın, dolayısıyla bugünkü Avrupa ilim ve tekniğinin temelinde Endülüs Medeniyeti yatmaktadır. O devirde, Avrupa Endülüs için hiçbir şey ifade etmezdi ama, Endüliis Avrupa’nın herşeyi idi.

Endülüs’te İIim
Üçüncü Abdurrahman devrinde İspanya, dünyanın en büyük ilim ve kültür merkezi durumundaydı. Başta Kurtuba olmak üzere İşbiliye, Gırnata, Şatıbe, Belensiye ve Mürsiye birer ilim ve irfan yuvasıydı. Bir İngiliz yazarı (Stanley Lenpol) Kurtubayı şöyle anlatır:

‘Sarayları, bahçeleriyle pek güzel olan Kurtuba’nın ilim müesseseleri insanı hayrette bırakırdı. Kurtuba müderrisleri ve muallimleri, memleketlerini batının bilgi hazinesi haline getirmişlerdi. Kurtuba’ ya Avrupa’nın her tarafından talebe akını olurdu. Hekimlik, Endülüs bilginlerinin buluşlarıyla “Galinos” devrinden beri ulaşamadığı yüksekliğe çıkmıştı. Astronomi, Kimya, Coğrafya, Biyoloji gibi bilgiler Kurtuba’da bütün ihtişamıyla gösteril di. Edebiyat ise, Avrupa’da hiçbir zaman bu kadar ileri gidememişti.” (2)
Avrupa’da mektep diye bir şey yokken, Endülüs’te mektebler köylere kadar yayılmıştı. Ziya Paşa bunu şöyle anlatır:

“...İspanya’da ise, her dört haneli köyde bir mekteb bulunduğundan, artık şehir ve kasabadakiler bu hesaba kıyas oluna. Avrupa’da ilk defa mekteb—i umumi tesis eden Kardinal Albırnuz zaten İspanyol olup, Gırnata’da terbiye görmüş ve sonradan Polonya’da bina eylediği “Sen Kalmen” mektebini orada görmüş olduğu İslam mekteblerine taklid eylemiştir.” (3)

Yine Avrupa’da kütüphanenin adı bile yokken, Endülüs’te ilim tahsil edenlerin kolayca faydalanabilecekleri, fevkalade tanzim ve tertip edilmiş büyük kütüphaneler vardı. 3. Abdurrahman’ın sarayındaki kütüphanesinde 500.000 cilt eser bulunduğu ve bu büyüklükteki kütüphanelerin İspanya’da sayılarının 70’e vardığı tesbit edilmiştir. Avrupa’da ise, kütüphane te’sisi ancak l5. asırda mümkün olmuştur (4).
Avrupa, kağıdı da Endülüs’ten öğrenmiştir. İspanya’da kağıt, ipek ve pamuk yerine daha ucuza keten ve kendirden imal ediliyordu. İlk kağıt fabrikası Şatıbe’de, daha sonra Belensiye ve diğer yerlerde kurulmuştu. Şatıbe kağıdı bütün Avrupa’da meşhurdu.

Endülüs Alimleri
Endülüs’te (İspanya) her dalda alimler yetişmiştir. Nankör Avrupalının Endülüs kütüphanelerini tamamen imha etmesiyle, bunlardan çoğunun ismi bilinmemekle beraber yine de bazı isimler saymak mümkündür.

Edebiyatta: Mağribi, İbni Baytar, İbni Haddat, İbni Ammar, İbnül—Ebras, İbni Asım vb.
Tıpta: Ebul—Kasım Halef b. Abbas, ‘et—Ta’ri f isimli cerrahiye ait meşhur eseri vardır. Cerrahi aletlerinin ilk mu’cididir.

Ebul-Velid Muhammed İbni Rüşt; Kurtubalıdır ve ‘Halicetün Fi’t—tıp’ isimli eseri meşhurdur.

Astronomide: Ebu Abdillah Muhammed, İbni Rüşt, İbni Samh İbni Salt vb.
Endülüs Medeniyeti Nasıl Yok Edildi?

Endülüs islam Medeniyeti’nin çöküşü, Hıristiyan Avrupa’nın kıyamete kadar silinmeyecek olan bir yüz karasıdır. Zira, bu çöküş, sadece bir vatanın işgali değildir. Avrupa’daki orta çağ karanlığına* ışık tutmuş bir milletin bütün değerleriyle birlikte toptan imhasıdır. İlim ve irfan yuvası Endülüs tamamen yakılıp yıkılmış; medreselerinden, mekteb lerinden, kütüphanelerindeki en küçük eserlerine kadar, geriye bir iz bırakmamasıya vahşice tarumar edilmiştir. Sekiz asır Avrupa’ya medeniyet muallimliği yapmış büyük bir millet, şanlı bir medeniyet, bir daha yeşermemesiye yok edilmiştir.

Kastilya kralı Ferdinand, 1235’te Kurtuba’yı istila ettiğinde, o zaman için dünyanın en büyük şehri olan 1 milyon nüfuslu bu şehri yağmada hiçbir ölçü tanımamış, can ve mal emniyeti va’detmesine rağmen, sözünde durmayıp camileri, mekteb ve medreseleri yıktırmıştır.

“İçlerinde had ve hesaba gelmez nefis kitaplar ve çok kıymetli yazma nüshalarla dolu olan bilcümle kütüphaneler, esaslarından bir alamet kalmamak vechile tahrip ve bi nişan idülüp, fakat taassup eseri olarak yalnız Emevi meliklerinden 1. Abdurrahmanın’ın yaptırdığı meşhur Cami—i Kebir kiliseye tahvil kılındı.” (5).

Kastilya Kralı bu zalimliklerini devam ettirirken, Aragon kralı da Belensiye ve Mürsiye’yi ona denk bir vahşetle işgal ediyordu.

Sonunda Gırnata kalmıştı. Gırnata, zalimlere teslim olmadı ve Ebu Abdillah Mu hammed Ahmer’ i hüküm dar seçerek devlet oldu. Bu devlet 262 yıl yaşadı ve nihayet iki ülkenin (Kastilya—Aragort) birleşmesiyle aynı akıbete maruz kaldı. Son Gırnata hükümdarı Ebu Abdillah’is—Sağir Osmanlı ve Memluk’lulardan yardım istemişti. O zaman da Osmanlılar Memluklularla çatışmalı idiler. Zaten Osmanlı Devleti o devirde, Endülüs’ü kurtarabilecek güce henüz ulaşmamıştı. Buna rağmen 2. Beyazıt, Kemal Paşa’yı Donanmayı Hümayun ‘la İspanya’ya gönderdi. Fakat netice değişmedi.

Ebu Abdillah es—Sağir dokuz aylık muhasaradan sonra teslim oldu. Düşman emniyet va’detmesine rağmen, insanlığa sığmayacak zulüm ve katliamlar oldu. “Papa’nın müsaadesiyle, Engizisyon Mahkemesi kuruldu. Hıristiyarnlığı kabul etmeyenler yakıldı; malları yağma edildi. Az zamanda İspanya’da tek bir müslüman bırakılmadı. Engizisyon Mahkemesi, 18 sene içinde 24.000’den fazla müslümana idam kararı vermişti” (7)”... Bir şehrin sadece 1481 senesi içinde erkek ve kadın, zengin veya fakir olmak üzere 2000 insanın ateşte yaktırıldığı, bütün bir milletin alevlere kurban edildiği tesbit olunmuştur. Bilhassa ilk senelerde, yani 1480’den 1489’a kadar, Engizisyon’un başı Torguemeda zamanında, bütün İspanya bir ocak gibi tütmüştü.”

Endülüs sadece insanı ile değil tarihi, san’at eserleriyle, ilmi eserleriyle, zengin kütüphaneleriyle, cami ve medreseleriyle beraber tarihten siliniyordu. Engizisyon Mahkemesi’nin kararıyla Gırnata’da 1.000.000 cilt kitap yakılmıştı. Kardinal Ximenes, 80 bin el yazması eseri bizzat eliyle yakmıştı (9).

Barbar Avrupalı’nın elinde şanlı Endülüs Medeniyeti tarihe karışırken bir bağrı yanı k Endülüs şairinin İstanbul’a geldiğinde II. Beyazıt’a takdim ettiği adeta bir imdat mağamatı olan meşhur şiiri kalıyordu.

“Felaket çöktü amansız, mustarip Endülüs’e
Yıkıldı Sehlan, Uhud yandı garib Endülüs’e.”

Belensiye ‘ye gidip sor, Mürsiye ‘nin halini,
Ne oldu sor, nerdedir Şatıbe? Ceyyan hani?

Ya meşhur alimlerin yükseldiği, nam aldığı
O şanlı Kurtuba nerde o ilimler yatağı?

Bugün camilere haç koymuşlar, olmuş kilise,
Bugün çan sesleri dolmakta garib Endülüs’e.

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/buyuk-bir-medeniyetin-aci-sonu.html

LİTERATÜR
1-Ziya Paşa, Endüliis Tarihi, 2. cilt
2-M.Zekai Konrapa, Endülüs Mersiyesi Nizami Tercümesi ve EndülüsTarihine Kısa Bir Bakış.
3-Ziya Paşa a.g.e. 4- " " " 5- " " " 6- " " "
7-M. Zekai Konrapa, a.g.e.
8-Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, 4.cilt
9- " " a.g.e.
*Orta çağ karanlığı sadece Avrupa için söz konusudur.

 


 



Kampanyalarımızdan haberdar olmak için mail adresinizi girebilirsiniz.

Toplam ziyaretçi sayısı: 404039
Online ziyaretçi sayısı: 30
© Copyright 2006 System is Created by İmpaş Ajans